bir basina

martilar beraberken tekneler hep bir basina...

8 Kasım 2010 Pazartesi

dalgalar

siz simdi bilmezsiniz dalgalar neden boy boydur
her limanda ayri bir asik kopurtur de okyanuslari ondan
kimileri hintten kimileri pasifikten gelir de
bulusurlar en sevimli liman sehirlerinde
bazen besteler duyulur carpismalarindan
o ahenkli melodileri duyan asiklar
benim gibi oturur da keyifle siir yazar
gonul ister ki bir dalga da ben ask edeyim
gurul gurul yol alsin sak etsin ta istanbulda
neylersin ki insanin odu kopar hani
ya bogarsa sevdigini tsunami olur da
hep bahane birader, neme lazim luksun oylesi
ben dalgalari izlemeyi severim eksik kalsin otesi...

uykusuzluk oykusu

gece saat bir yirmi dokuz
ah o dunyanin obur ucundaki kadin
gun ortasinda sagda solda geziyordur simdi
Allah'im icine sevgimi indir ansizin
aklina geleyim bir anligina
gulusumu yadina dusur ya Rab
kahkahalarimi duyur inadina
nerden geldigine anlam veremesin
irkilsin bir anda iclenip yokluguma

gece saat bir yirmi dokuz
lanet ederken ben uykusuzluguma
o da kaderimize bakip kahrolsun
aradaki her santimetre
bir bir goz yasi olup icine dolsun
ama tasmasin kolayca oyle
denizler kurulsun gogsunde
dalga dalga bogazina vursun

gece saat bir yirmi dokuz
yurusun adim adim sokaklarda
isi gucu birakip simdi amacsizca
kursagina otursun bensizlik
Allahim benden ufak bir rica
yutkunamasin aklinda ben oldukca
bu siir boyle olmayacakti
kusacaktim butun yalnizligimi
askimi, sevgimi, eksikligimi
duyuracaktim sevdigime
nasil kadere yenildigimi
ama hala gece bir yirmi dokuz
siirde de yokuz askta da yokuz

7 Kasım 2010 Pazar

tekne

cocukluk ruyamdir bir teknem olsun
sahilsiz okyanuslar ortasinda
dalgalar hep ayni senfoniler sunsun
ask sarkilari calarken gramafonda
bir tekne ki ucube mi ucube
oyle ki gemiler yok saysin
bense bakip bakip hicligime
ucsuz bucaksiz sular hatirlatsin isterim
biz aslinda yokmusuz!!!

nefret

nefret etmek de kutsaldir sevmek kadar
biliyorum pek cok annenin sucu olmasa da
evlatlarin bazisi hak eder coskuyla sovulmeyi
en guzel yani cezasi yoktur hicbir yasada
soyle sinli kafli kusmanin utanmaz yuzlere ofkeyi
yine de hayvan benzetmeleri tat vermez bana
icimdeki igrenc bulantilari dindirmese gerek
asagilik hayvanlardan cok daha sefil olana
cok da koymaz herhalde seddeli bir "essek"
ben "surekli sessizler" olsun isterim kufurlerimde
ingilizlerin "f" bizim "s" tercihimiz ne hostur oyle
ah hani harfleri yaya yaya icten bir soveyim de
nefretin sehveti sahikalara ulassin soyle...

3 Kasım 2010 Çarşamba

yalnizlik

bilirim ki bencilce bir hazdir yalnizligin bahsettigi huzur
belki de kimsesizligine mukabil Allahtan bir lutufur
efkar yuklu arabesk huzunler getirse de beraberinde
enfestir kapilari cekip yalniz basina cekmek icine
havadaki sarhos edici kokusunu sukudun
yalnizlik, atildigi en sarp ucurumdur umudun
debdebeli asklarin agirligindan kacis
yikik koprulerden onceki son cikis
varilan her yol ayriminda son arda bakistir
gecici dahi olsa aska en dik bas kaldiristir

gurbet

asina degilim ne yagmuruna ne baharina bu sehrin
bazen ruhsuzluguna sovesim geliyor
tam icime atiyorum aci bir lokma yutar gibi
bu kez seytan 'tukur topragina cek git' diyor
sonra bir sigara yakma arzusu doluyor icimin ta dibi
"icmeyip de ne halt ediceksin" diyor orhan veli
beri tarafta istanbul hasreti de cildirtiyor tabi
aklimi celiyor bogazin nazli nazli kivrilan beli
asina degilim ne yagmuruna ne baharina bu sehrin